Sayfalar

slider etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
slider etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bölükte namaz kılmayan hiç kimse yoktu. Çanakkale savaşının askerleri | Akademi Dergisi

çanakkale savaşı, Osmanlı Devleti, Osmanlı Yaşamı, Savaşlar - Fetihler, slider, Yakın Tarih, akademi dergisi, yüzbaşı, kur'an-ı kerim, abdest, ezan-ı Muhammedi, namaz

Çanakkale Harbi'nde Mecidiye Bataryası Kumandanı Yüzbaşı Mehmed Hilmi (Sanlıtop)'un cephe notlarından;

➥ Bir deniz harbinin arefesinde olduğumuzu hissetmiştik. Bütün erlerde savaş için büyük bir istek vardı. Bu hâli sürdürmek gerekti. Bölükte namaz kılmayan hiç kimse yoktu.


Devamlı telkinlerim netîce vermiş, askerin dînî hisleri olgunlaşmıştı. Maneviyâtlarının sarsılmaz bir duruma gelmesi için elimizden geleni yapıyorduk. Bunu sağlamak için şu talimatları verdim:

➥ Bugünden itibaren dâima abdestli bulunulacak ve harbe abdestli başlanacak.Topların birinci doldurma işi erler tarafından Ezân-ı Muhammedi okunarak yapılacak.Yeni gelen erlerin maneviyâtını yükseltmek için yüksek sesle tekbir getirilecek; ayrıca Kur'ân-ı Kerîm okunacaktır. Ateş esnasında bütün batarya sesli olarak tekbirlere iştirak edecektir.

| Akademi Dergisi 



DİKKAT! Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaş listenize ya da takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. 

Çanakkale savaşları sırasında, 1915'de üç lise tek bir mezun dahi veremedi | Akademi Dergisi

akademi dergisi, anzaklar, çanakkale savaşı, gazi, gelibolu, istiklal savaşı, müslüman genç, savaş, Savaşlar - Fetihler, slider, şehitler, Yakın Tarih,



Çanakkale ve İstiklal Savaşı'na katılan çok sayıda çocuk vatan savunmasında kahramanlık örnekleri sergiledi. Öyle ki bütün öğrencileri şehit düşen Galatasaray, Konya ve İzmir liseleri 1915'te tek bir mezun veremedi!






Çanakkale ve İstiklal Savaşı'na katılan çok sayıda çocuk, vatan savunmasında destan niteliğinde kahramanlık örnekleri sergileyerek, "meçhul çocuk askerler" olarak Türk tarihinde yerini aldı. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuri Köstüklü, Türk milletinin vatan savunması verdiği dönemlerde erkek ve kadınlar kadar çocukların da çok önemli görevler üstlendiğini söyledi. Türk çocuklarının milli bir sorumluluk şuuru içinde gösterdikleri fedakarlıklar, çektiği çileler ve eziyetlerin tam olarak bilinmediğini vurgulayan Köstüklü, Anadolu'nun hemen her köşesinde, özellikle işgal gören yörelerde, çocukların da bir destan niteliğinde kahramanlık örnekleri sergilediğini anlattı. Çocuk askerler üzerine bir araştırma yaptığını ve elde ettiği bilgileri bazı seminerlerde sunduğunu dile getiren Köstüklü, bunlardan bazılarını şöyle sıraladı: "Antep savunmasında Kebapçı Said Ağa'nın oğlu küçük Mehmet, Şahin Bey'in oğlu Hayri, şehit Yolağası'nın oğlu Mehmed Ali gibi 11-12 yaşlarındaki çocukların özverisi göz yaşartıcı boyuttadır. Bu çocuklar Arslan Bey'in başında bulunduğu milis kuvvetlerinin içinde diğer Kuvayi Milliyeciler gibi silahlı olup yeri geldiğinde çatışmalara katıldılar ve çoğu zaman da istihbarat hizmetinde bulundular.


KAHRAMANLIĞI TÜRKÜ OLDU

     Adanalı çocukların da İstiklal Savaşı'nda milli heyecan içinde hareket ettiğini dile getiren Köstüklü şöyle dedi: "Urfa'da 14 yaşındaki Bozan, Fransızlar kaçarken Kuvayi Milliye önünde harbe katıldı. Bu yavrunun kahramanlığını gören halk, Bozan için türkü bile yazdı. Sebeke dağından indim dereye/Atılıyor bombalar, bilmem nereye/Türk çeteleri dönmez geriye/Be yürü! yürü Bozan Yavrum yürü!/Vursun kırsın Fransızları, aslanım yürü!..." Köstüklü, Maraş savunması sırasında kendisine verilen köprü uçurma görevini yerine getiren Sarıca Köyü'nden 14 yaşındaki Ali ile milis kuvvetler arasında bir çok yeri dolaşmak suretiyle bilgi alışverişini sağlayan 10 yaşındaki Osmaniyeli Niyazi Aykan'ın da tarihe adını altın harflerle yazdırdığını ifade etti.

YÜZLERCE GAZİ ÇOCUK

Köstüklü, Çanakkale Savaşı'na katılan Galata-saray, Konya ve İzmir Liseleri gibi birçok okulun öğrencisinin şehit düştüğünü belirterek, savaşın olduğu dönemde bu üç lisenin mezun bile veremediğini söyledi. Türk milletinin kadını erkeği ve çocuğuyla tek vücut olarak düşmana karşı koyduğunu ve yabancı unsurları Türk topraklarından attığını belirten Köstüklü, "Türk çocuğu yeri geldiğinde omzunda silahla cephede savaştı, yeri geldi istihbarat için haber taşıdı, yeri geldi Türk askerine mermi götürdü" dedi.

12 YAŞINDAKİ NEZAHAT ONBAŞI

Tabur Komutanı Binbaşı Halit Bey'in kızı 12 yaşındaki Nezahat onbaşının da, elinde silahı asker kıyafetiyl e çeşitli muharebelere katıldığını anlatan Köstüklü, "Ata binmesini ve silah kullanmasını çok iyi bilen bu kız çocuğu Milli Mücadele boyunca 70. Piyade Alayı'nın bir mensubu olarak tam bir asker gibi, cepheden cepheye koştu. Hatta bu Alaya, o bölgede 'Kızlı Alay' denmişti" diye konuştu.

FAKÜLTE SİYAHA BOYANDI

Çanakkale destanında bugünkü İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi eski adıyla Darul Fünun öğrencilerinin ise ayrı bir yeri var. 1915'te Darül Fünun 1. sınıfta öğrenim gören 2 bin 500 tıbbiyeli, okullarını bırakarak Çanakkele'ye koştu. İki tümen hâlinde Gelibolu'ya gelen gençler, bir Anzak baskını sonucu şehit oldular. Bu nedenle sonraki yıl açılışta siyaha boyanan Darul Fünun, 1921 yılında hiç mezun veremedi.


TEK BACAĞIYLA SAVAŞTI

Çocuk askerlerden Mehmet ve İsmail, şehrin durumu ile ilgili orduya dilenci kılığında bilgi götürürken düşman askerlerine yakalandılar ve hiçbir konuda düşman kuvvetlerine bilgi vermediler. Serbest bırakıldıktan sonra ateş açılması nedeniyle küçük Mehmet 4, İsmail ise 9 yerinden yaralandı. Mehmet'in hastanede ayağı kesilerek kurtarıldı. Ancak İsmail hastanede şehit oldu. Bir ayağı kesilen Gazi Mehmet, geri döndükten sonra tek ayağıyla Milli Mücadelede yine görev aldı.

İngiliz askerlerini bulut aldı götürdü


Kahramanlıkların tarih kitaplarına yazıldığı, ardında binlerce dramatik hikayelerin anlatıldığı Çanakkale Savaşları, 91 yıl sonra bile bazı bilinmeyenleriyle anılıyor. Çanakkale Boğazı'nı geçip, İstanbul'a ulaşmak isteyen İtilaf Devletleri, binlerce askerle Gelibolu Yarımadası'na ayak atmış, vatan topraklarını işgal etmişti. Her karış toprağında kanlı savaşların yaşandığı, anaların oğullarının başına kına yakarak savaşa gönderdiği bölgede, İngiltere'den gelen 4. Norfolk Taburu'nun Anzak Koyu'nda, bir bulut kütlesinin içinde kaybolduğu söylentileri, 91 yıldır hala konuşuluyor. Gelibolu Yarımadası'ndaki savaşa katılan İngiliz Kraliyet Ordusu'na ait 4. Norfolk Taburu'nun, 12 Ağustos 1915 tarihinde Anzak Koyu mevkiindeki 60. Tepede büyük bir bulut kütlesinin içinde kaybolduğu iddia edilmiş, bu olay savaştan sonra çeşitli tarih kitaplarında yerini almıştı. Yeni Zelanda Kıtası'nın 1. Sahra Birliği'ne bağlı 3. Bölükte savaşa katılan F. Reichardt, R.Nevnes ve J.L. Newman adlı üç asker, bu olaydan 50 yıl sonra olayın görgü tanığı olduklarını iddia etmiş, güneyden esen 70 kilometre hızındaki rüzgara rağmen, yaklaşık 250 metre uzunluğunda, 65 metre yüksekliğinde ve 60 metre genişliğindeki bulut kültesinin yer değiştirmeden 60. Tepe üzerinde durduğunu ve İngiliz askerlerinin bu kütlenin içinde kaybolduğunu anlatmışlardı. Bu olay, kimilerine göre gerçek, kimilerine göre rivayetten başka bir şey değildi. Ancak, bu tür olaylar, tek bir gerçeği değiştirememişti; o da, "Türk'ün vatan ve millet sevgisi uğruna verdiği binlerce candı..."

Şehit torunları onur belgesi istiyor

 

Dedesi Çanakkale'de şehit düşen işadamı Arif Sarıgül, Çanakkale Savaşı'nda şehit olan Mehmetçikler için "Onur Belgesi" verilmesi yönünde yasa çıkartılması talebiyle TBMM Başkanlığı, Başbakanlık ve Milli Savunma Bakanlığı'na başvuruda bulundu. Sarıgül, kendi adını taşıyan dedesinin Çanakkale Savaşı sırasında Alçıtepe yakınlarında şehit düştüğünü söyledi. Babası Süleyman Sarıgül'ün de İstiklal Savaşı'na katılarak çeşitli cephelerde savaştığını ve 'gazi' olarak İstiklal Madalyası aldığını anlatan Sarıgül, ancak Çanakkale Savaşı'nda şehit düşen dedesi için günün koşullarında herhangi bir belge verilmediğini söyledi. "Dedem için Şehitlik Beratı verilip verilemeyeceğini araştırdığımda, askeri makamlar, (Çanakkale Savaşı'nın Osmanlı Devleti döneminde olması nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti tarafından böyle bir belge verilmesinin mümkün olmadığını, bunun için TBMM'den yasa çıkması gerektiğini) söylediler " diyen Sarıgül, bunun üzerine konuyla ilgili yasanın çıkartılması için TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'e dilekçe gönderdiğini belirtti. Sarıgül "Çorum'daki 3240 Çanakkale şehidinin torunları, parlamenterlerimizden bu tarihi görevi yerine getirmelerini bekliyor" dedi.

ÇORUM 

Şehitler dualarla yad ediliyor... 


18 Mart Çanakkale Zaferi'ni anma törenleri ve Şehitler Günü dolayısıyla Türkiye'nin dört bir yanından birçok kişi Çanakkale'ye akın etti. Çanakkale'deki şehitlikleri ziyaret edenler bu vatan için kendilerini feda eden atalarımızı dualarla yad ediyor. Bu arada İstanbul'da Edirnekapı ve Sakızağacı Şehitliklikleri'nde de çok sayıda Çanakkale şehidi yatıyor. Sadece Çanakkale değil, 16 Mart, Balkan, 1. Dünya Savaşı ve Sarıkamış savaşlarında yaralanıp, tedavi için İstanbul'daki hastanelere getirilip hayata veda eden şehitler ile son yıllarda Güneydoğu'da terör örgütü ile çarpışmalarda şehit düşen Mehmetçikler Edirnekapı ve Sakızağacı 'nda yan yana yatıyor. 

ŞAMİL KUCUR 

Şehit yakınları gözyaşlarını tutamadı 


Yurtdışında görevli oldukları sırada uğradıkları saldırılar sonucu hayatlarını kaybeden Dışişleri şehitleri, Cebeci Asri Mezarlığı'ndaki Dışişleri Şehitliği'nde düzenlenen törenle anıldı. Törende, saygı duruşunun ardından Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Büyükelçi Ali Tuygan, bir konuşma yaptı. Dışişleri Şehitliği'ndeki bakanlık mensuplarının 1973'ten beri Ermeni terörü, 17 kasım militanları ya da bazı başka terör örgütlerince katledildiğini anımsatan Tuygan, 17 Aralık 2004'te Musul'da öldürülen 5 güvenlik görevlisi de dahil olmak üzere toplam 39 bakanlık mensubunun bu şehitlikte yatmakta olduğunu belirtti. Tuygan'ın konuşmasının ardından Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan bir din görevlisi Kuran-ı Kerim okudu. Törende şehit yakınlarının gözyaşlarını tutamadığı görüldü. 

ANKARA 
Yeni Şafak

| Akademi Dergisi

DİKKAT! Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaş listenize ya da takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. 

Çanakkale savaşında Filistinli Araplarla omuz omuza çarpıştık | Akademi Dergisi

çanakkale savaşı, Filistin Meselesi, ırkçılık, Osmanlı Devleti, slider, Yakın Tarih, akademi dergisi, kudüs, mehmetcik, seddülbahir, 1. dünya savaşı, müslüman genç,

Çanakkale Savaşları'ndaTürk ve Araplardan oluşan yaklaşık 500 Filistinli asker, vatanları için savaştı ve şehit düştü. Yıllardır savaşın sürdüğü bir toprak parçasında yaşayan Filistinliler, Gelibolu Yarımadası'nda Boğazı geçmek isteyen İtilaf devletlerine karşı savaşta görev aldı.

Bugün, İsrail'in topraklarını işgal etmesine karşı mücadele eden Filistinliler, 1915 yılında da emperyalist devletlerin Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'a ulaşma hayallerinin Boğazın karanlık sularına gömülmesinde önemli rol oynadı. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nun toprağı olan Filistin'de yaşayan ve içleri vatan sevgisi dolu herkes gibi hiç düşünmeden ailelerinden ve sevdiklerinden ayrılıp Gelibolu'ya koşan yaklaşık 500 Türk ve Arap askeri, vatan toprağı için canlarını hiçe sayarak, şehitlik mertebesine ulaştı.


Türk kurmay subaylarının gözüyle Çanakkale Savaşı


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burhan Sayılır, 1. Dünya Savaşı'nda diğer Türk cephelerinde olduğu gibi Çanakkale Cephesi'nde de çok sayıda Filistinli askerin savaştığını bildirdi. Türk ve Araplardan oluşan 500'e yakın Filistinli askerden 88'inin Çanakkale Cephesi'nde şehit olduğunu, bir kısmının ise yaralanıp götürüldüğü hastanelerde şehit düştüğünü anlatan Sayılır, savaş süresince yaklaşık 400 askerin de dizanteri, zatürre, tifo gibi hastalıklar nedeniyle tedavi gördükleri Çanakkale ve İstanbul'daki hastanelerde hayatını kaybettiğini ifade etti.
Sayılır, Filistinli şehit askerlerin Gelibolu Yarımadası'nda Seddülbahir, Arıburnu, Anafartalar ve Kireçtepe'deki muharebelere katıldığını ifade ederek, "Filistin'in Nablus, Kudüs, Yafa, Gazze, Halilürrahman, Tulkarim gibi yerlerinden gelen askerler Çanakkale'de başta 57. Alay olmak üzere, 13, 14, 27.64, 72, 77'nci alaylarda diğer Mehmetçiklerle birlikte düşmanın karaya çıkmaması için canla başla mücadele etti" dedi. 1. Dünya Savaşı'nın ardından Filistin'in Osmanlı Devleti'nden koptuğuna işaret eden Sayılır, ülkelerini savunmak için Türk ordusu içinde Çanakkale Savaşı'na katılan Filistinlilerin, bugünkü vatanlarından çok uzakta, ama uğruna şehit oldukları vatan topraklarında huzur içinde yattığını kaydetti.


ÇANAKKALE (A.A) 
03.02.2009



DİKKAT! Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaş listenize ya da takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. 

Bir zâbitin hatıra defterinden Çanakkale savaşı | Akademi Dergisi

çanakkale savaşı, Savaşlar - Fetihler, slider, Yakın Tarih, akademi dergisi, cephane, mermi, hatıra defteri, şehadet rutbesi, müslüman genç,

Bir zâbitin hatıra defterinden Çanakkale savaşı

30 Ağustos 1915: Gecesi bölüğümün birinci takım çavuşu: 


➥ Efendim, dedi. Bizim takımdan Oruçoğulları'ndan Kamanlı Sâdık siperden fırladı. Düşmanın gündüz attığı torpillerin patlamayanlarını kucaklayıp düşman siperlerinin önüne götürüp bırakıyor. Kendisine o kadar söyledik, etme be Sâdık, tehlikedir, dedik ama dinlemedi. Ve eliyle göstererek:


➥ "İşte!" Dedi, "Bakın..." Döndüğünde Sâdık'ı çağırdım.

➥ "Sâdık ne yaptın?" dedim.

➥ "Yarın yine bize atsın diye mi düşmana torpil taşıyorsun?"

➥ "Hayır beyefendi", dedi. "Onları kendi kazdıkları kuyuya düşüreceğim."

➥ "Nasıl, onlara cephane, mermi, torpil taşıyarak mı?"

➥"Kusura bakma beyefendi... Bana yarın sabaha kadar müsâade et... O zaman düşman siperlerinde kazılacak kuyuları görürsün...

Maksadını anlamıştım; bu yiğit ve fedakâr vatan evladını bakışlarımla ve bütün ruhumla takdir ve teşvik ederek:

➥ "Peki Sâdık! Göreyim seni!" dedim.

31 Ağustos 1915:

Şafak atar atmaz düşmanın karşımızdaki iki siperinin müthiş tarrakalar, kulak tırmalayan infilâklarla alt üst olduğu ve pek çok kayıp olduğu görülüyordu. Kahraman Sâdık, gece yerleştirdiği torpilleri, tam isabetli atışlarıyla infilâk ettirmeğe muvaffak olmuştu. Hemen yanına gittim.

Ben ona "Aferin Sâdık" diye takdir ve teşekkür ederken o gülerek: "Beyefendi, bak, akşam dediğim kuyuları görüyon mu?" diyordu...

Akşama kadar yapılan hücumlarda hep Sâdık'ın düşmana bir aslan gibi saldırdığını gördüm. Akşam üzeri kendi kurşunuyla yaralanan bir düşman neferini omuzlayıp siperimize getirmek üzere iken yan tarafından gelen bir kurşun, Sâdık'a pek sevdiği şehâdet rütbesini kazandırmıştı.

| Çanakkale Cephesi, Çamlıca Basım yayın


| Akademi Dergisi


DİKKAT! Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaş listenize ya da takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. 

Anzakların Kaleminden Mehmetçiğin Yüksek Karakteri. ''Çanakkale Savaşı'' | Akademi Dergisi

çanakkale savaşı, Savaşlar - Fetihler, slider, Yakın Tarih, akademi dergisi, müslüman genç, general hamilton, teğmen, mısır, almanlar, türkler, savaş,anzaklar, karakter, mehmetcik


Avustralyalı teğmen T. J. Richards, 4 Mayıs 1915 günü defterine şu notu düşmüştür:

➥ ''Türkler şaşırtıcı derecede iyi savaşçılar. Aralarında anlaşmazlık varmış, ya da moralleri bozukmuş gibi dedikodulara boşverin. Dün, General Hamilton'un bizlere okunan mesajına bakılırsa, Türkler savaşmaktan yorulmuşlar ve her an havlu atabilirlermiş! 

Ancak, ben bundan emin değilim. Gerçi bir an bile, bizi yenecekler diye endişelenmiyorum. Ama bu savaşçıyı takdir de ediyorum. Bizlere saçma bir şekilde söylenildiğinin aksine, işimizin hiç de kolay olmadığını hissediyorum." 

Avustralyalı asker A. R. Ditterich, tedavi olmak için Mısır'da Mena'da bir hastanede yatarken basına yazdığı mektupta; Türkler'in, müttefikleri Almanlar gibi davranmadığını ve hiçbir yaralıyı da sakat bırakmadığını belirterek şu açıklamalarda bulunmaktadır:

➥"En yüksek seviyedeki kişiler de bize, 'Türkler'in bu oyunu dürüst oynadığını' söyledi. Halbuki çıkarmadan önce bizlere resmen, Türkler'in yaralı ve esirleri sakat bırakıp işkence ederek öldürdüğü söylenmişti! O zamandan bu güne, bu çeşit rapor ve haberlerin doğru olmadığı, artık anlaşılmış bulunmaktadır." 

Ağustos 1915'te yayınlanan, 'Düşünceli ve Saygılı Türk' başlıklı bir asker mektubu da bu çeşit müsbet (olumlu) örnekler ihtiva etmektedir. Yaralanıp tedavi için yattığı Malta'daki bir hastaneden arkadaşına yazan Avustralyalı çavuş H. D. Collyer de, cephede esir alınmadan önce Türk Kızılay ekibi tarafından yaralarının sarıldığını gayet açık bir ifadeyle dile getirir. 

| Kaynak: Prof. Dr. A. Mete Tuncoku, Anzakların Kaleminden Mehmetçik-Çanakkale, 1915




DİKKAT! Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaş listenize ya da takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. 

''Anzaklar babamın mektubuyla çekildi.'' Çanakkale savaşı | Akademi Dergisi

çanakkale savaşı, masonluk, siyonizm, slider, yahudilik, Yakın Tarih, akademi dergisi, yenişafak, ABD, medya, anzaklar, mektup, gelibolu yarımadası,

Çanakkale Savaşı'nda Avrupa'ya yazdığı 'Çanakkale geçilemez' mektubuyla Anzakların geri çekilmesini sağlayan muhabirin, dünyaca ünlü medya patronu Rupert Murdoch'un babası Keith Arthur Murdoch olduğu ortaya çıktı

Çanakkale Savaşı'nın sürdüğü 1915 yazında Gelibolu Yarımadası'na gelen Avustralyalı genç bir savaş muhabiri, tablonun hiç de İngiliz ve Avustralyalı diğer gazetecilerin yansıttığı gibi işgal orduları lehine olmadığını öğrenir. Eylül ayında savaş bölgesinden İngiltere'nin başkenti Londra'ya ulaştığında, Gelibolu Mektubu olarak anılan ünlü mektubu kaleme alır. Avustralya Başbakanı'na yazılan bu uyarı mektubu, Başbakan tarafından İngiliz meslektaşına iletilince, İngilizlerin ve Anzak ordusunun Çanakkale'den çekilmesi süreci başlar.Mektubu yazan ve sonradan 'Sir' unvanı alan Keith Arthur Murdoch adlı gazeteci, bu cesur tavrıyla mesleğinde seçkin bir isim haline gelir. Sir Keith Murdoch, 11 Mart 1931 günü Avustralya'da dünyaya gelen Rupert Murdoch'un babasıdır.


Rupert Murdoch 

MEDYA KRALI HALİNE GELDİ



Oxford Üniversitesi'nde politika, felsefe ve ekonomi eğitimini tamamlayan Murdoch, babası 1952'de ölünce Avustralya'ya dönerek medya girişimlerini başlattı. 1968 yılında İngiliz medya piyasasına girerek, The Sun gazetesini kurdu. The Times, San Antonio Express, New York Post gazetelerini satın alan Murdoch, 20th Century Fox adlı ünlü film şirketini satın alarak Fox Network'u kurdu. Aldığı küçük gazeteleri "bulvar gazeteciliği" tarzında yayıncılıkla büyüten Murdoch, dünyanın saygın medya kuruluşlarının birçoğunun patronu oldu.

ABD'den Türkiye'ye uzanan yayıncılık

İngiltere'de Sky Channel adlı TV kanalını ve Today adlı gazeteyi de satın alan Murdoch, ABD'de ise Triangle Yayıncılık'ı satın alarak ülkenin en büyük dergi grubunun sahibi haline geldi. Türkiye'ye de ilgi duyan Murdoch'un, Türkiye piyasasına girmesi Kamera Reklam adlı şirketin yüzde 60'ını satın almasıyla başladı. News Corporation, Ahmet Ertegün ortaklığıyla TGRT televizyonunu da satın alarak adını Fox Tv olarak değiştirdi. TV ve gazeteleri satın almakta zorlanmayan Murdoch, son olarak Wall Street Journal gazetesini yayın grupları arasına kattı.

| Yeni Şafak 16.08.2007


DİKKAT! Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaş listenize ya da takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. 

"Alun şu uğursuzu! Bana bahalıya oturdu." - Çanakkale Savaşından bir kahramanlık hikayesi daha... | Akademi Dergisi

çanakkale savaşı, Osmanlı Devleti, Savaşlar - Fetihler, slider, Yakın Tarih, akademi dergisi, kahraman, düşman, müslüman genç

 Çanakkale Savaşından bir kahramanlık hikayesi daha...


➥ Alun şu uğursuzu! Bana bahalıya oturdu. 

Çanakkale'de; Kanlısırt'taki düşmanın ileri siperlerinden birinde bir mitralyöz, fırkanın bütün cephesini taciz ediyordu. Daha bitirilememiş gizli yollardan bâzıları bu mitralyözün ateşi altında idi. Ara sıra sipere gelirken vurulanların acı haberlerini alıyorduk...



Gece toplanmış konuşuyorduk. Sohbetimiz bu uğursuz mitralyöz üstünde dönüp duruyordu:

- Ey!.. Bu mitralyöz tahrip edilemeyecek mi?

- Siperler yakındır, topçu ateş edemez.

- Bir hücum yapsak! Kumandan müdâfaada kalmayı tercih ediyor.

- Sen ne dersin ha, Mustafa Çavuş; can sıkmaya başlamadı mı bu mitralyöz?

O, cevap vermedi; derin derin düşünüyordu; Akşehir'in Karapınar nahiyesinden Mehmed oğlu Mustafa, en babayiğidimiz idi. Bahis değişmek üzere iken Mustafa Çavuş: 'Ben bunu gidip götürürün!" dedi. "Satmıyorlarmış gâlibâ!..." diye latife ettik. Fakat o, hiç tavrını bozmadı. Kendini siperin üstüne fırlattı. İki hemşerisi arkasından koştu. Hepimiz heyecandan sararmış, tüfekleri sıkıyorduk. Şu dakika hücuma kalkmak için öyle dayanılmaz bir arzu duyuyorduk ki. Hey yâ Rabbi, eğer gidenler gelmeyecek olurlarsa!..


Kulaklarımızı toprağa yapıştırıp kurşun seslerini, bomba uğultularını dinleyerek tam bir çeyrek bu vaziyette bekledik...



Mustafa Çavuş arkasında bir mitralyözle geliyordu. Yanında bir kişi vardı. Sonra anladık ki, üç arkadaş görünmeksizin ilerlemişler, mitralyözün bulunduğu sipere atlamışlar, birkaç süngü darbesinden sonra, büyük bir baskına uğradığını zanneden düşman dağılmaya başlamış. Mustafa Çavuş mitralyözü omuzlamış dönerken arkadaşı alnına isabet eden bir kurşunla şehîd düşmüş...

Mustafa Çavuş, arkasında zaptettiği mitralyözle, gözleri yaş dolu yanımıza geldi. Kaybettiği arkadaşının teessüründen titreyen bir sesle: "Alun şu uğursuzu, bana bahâlıya oturdu!" dedi. 


| Çanakkale Cephesi, Çamlıca Basım Yayın

| Akademi Dergisi


DİKKAT! Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaş listenize ya da takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. 


Bu güne değin en çok tıklanılanlar